Orta Çağ’ın karanlık, kasvetli ve görkemli
atmosferini en iyi yansıtan, Alman edebiyatının temel taşı kabul edilen muazzam bir kahramanlık öyküsüdür. Bu destan, sarsılmaz bir güce sahip olan bir kahramanın doğuşundan, hilelerle dolu bir ihanete ve nihayetinde bir kadının tüm bir krallığı yok eden dehşet verici intikamına kadar uzanan trajik bir süreci anlatır.Hikâyenin odak noktasında,Xanten Prensi Siegfried yer alır. Siegfried, efsanevi bir ejderhayı öldürerek onun kanında yıkanmış ve bu sayede vücudu silah işlemez bir zırha dönüşmüştür. Ancak bu yıkanma sırasında, iki kürek kemiği arasına düşen küçük bir ıhlamur yaprağı, onun vücudundaki tek zayıf noktayı oluşturmuştur. Siegfried aynı zamanda Nibelungen hazinesinin koruyucusu olan cüceleri yenmiş, onlardan hem uçsuz bucaksız bir servet hem de takan kişiyi görünmez kılıp gücünü on kat artıran sihirli bir pelerin kazanmıştır. Bu yenilmez kahraman, Worms kentine gelerek Burgund prensesi güzeller güzeli Kriemhild’e aşık olur. Ancak onunla evlenebilmek için, Kriemhild’in abisi Kral Gunther’e, İzlanda’nın savaşçı kraliçesi Brunhild’i dize getirmesi için yardım etmek zorunda kalır. Brunhild, kendisini ancak bir düelloda yenebilen kişiyle evleneceğini söylemektedir. Siegfried, görünmezlik pelerini sayesinde fark edilmeden Gunther adına yarışır ve Brunhild’i yenerek bu evliliğin gerçekleşmesini sağlar.Yıllar sonra, iki kraliçe arasında çıkan bir rütbe tartışması her şeyi bozar. Kriemhild, Brunhild’e aslında onun bir hileyle yenildiğini ve gerçek galibin Siegfried olduğunu açıklayarak onu halkın önünde küçük düşürür. Onuru yerle bir olan Brunhild, intikam ateşiyle yanmaya başlar ve Gunther’in en sadık ama bir o kadar da karanlık danışmanı olan Hagen von Tronje’yi Siegfried’i öldürmesi için ikna eder. Hagen, Kriemhild’i kandırarak Siegfried’in zayıf noktasını öğrenir ve bir av partisi sırasında kahramanı tam o yaprak izinden, sırtından mızraklayarak haince öldürür. Ardından Nibelungen hazinesine el koyarak onu kimsenin bulamayacağı şekilde Ren Nehri’nin sularına gömer.Kocasının ölümüyle hayatı kararan Kriemhild, yıllarca sürecek derin bir yas ve nefret dönemine girer. İntikamını almak için her şeyi göze almıştır. Hun İmparatoru Etzel’in (Attila) evlilik teklifini, onun askeri gücünü kullanma umuduyla kabul eder ve Hun topraklarına gider. Aradan geçen uzun yıllardan sonra Kriemhild, tüm akrabalarını ve Hagen’i Hun sarayında büyük bir şölene davet eder. Bu şölen kısa sürede tarihin en kanlı katliamlarından birine dönüşür. Saray ateşe verilir, Burgund soyluları ve Hun savaşçıları birbirini acımasızca katleder. Hikâyenin sonunda, elinde kalan tek şey intikam olan Kriemhild, kocasının katili Hagen’i bizzat Siegfried’in kılıcıyla öldürür. Ancak bu kan donduran vahşete dayanamayan bir başka kahraman olan
Hildebrand, Kriemhild’i oracıkta öldürür. Destan, arkasında hiçbir kazananın kalmadığı, görkemli bir medeniyetin ve büyük kahramanların tamamen yok olduğu kanlı bir sessizlikle son bulur.
—Alman Destanı—