Göç Destanı, Uygur Türklerine ait
olan ve Türeyiş Destanı’nın bir devamı niteliği taşıyan, bir milletin kutsal kabul ettiği değerleri kaybetmesi sonucunda yaşadığı felaketleri ve zorunlu yer değiştirmesini konu alan hüzünlü bir epik anlatıdır. Destan, Çin ve İslam kaynaklarında yer alan bilgilere göre şekillenmiş olup, Türklerin vatan anlayışını ve doğa ile kurdukları kutsal bağı sembolik bir dille yansıtır.Destanın olay örgüsü, Uygur hakanı Yulun Tigin’in Çinlilerle siyasi bir barış kurmak istemesiyle başlar. Hakan, bu barışı pekiştirmek amacıyla oğlu Galitigin’i bir Çin prensesi olan Kiu-Lien ile evlendirmeye karar verir. Çinliler, bu evlilik karşılığında Uygur ülkesindeki refahın, birliğin ve bereketin kaynağı olduğuna inanılan, Hulin Dağı’ndaki “Kutlu Dağ” (veya Tanrı Dağı) adlı kutsal kayayı talep ederler. Hakan, bu taşın siyasi bir pazarlık malzemesi yapılamayacak kadar önemli olduğunu kavrayamaz ve Çinlilerin isteğini kabul eder.
Çinliler, taşın büyüklüğü nedeniyle onu bütün halde götüremeyince, çevresine odun yığıp ateş yakarak kayayı ısıtırlar ve üzerine sirke dökerek parçalarlar. Parçalanan kutsal kaya, arabalarla Çin’e taşınır. Kutsal taşın ülkeden ayrılmasıyla birlikte Uygur topraklarında büyük bir uğursuzluk baş gösterir. Gök aniden kararır, kuşların ve evcil hayvanların sesleri değişir, nehirler kurur ve toprak çatlamaya başlar. En kötüsü de, ülkedeki tüm canlıların, hatta rüzgârın ve ağaçların bile “Göç! Göç!” diye bağırdığı duyulur.
Bu ilahi uyarı ve yaşanan kıtlık üzerine Uygurlar, artık yurtlarında tutunamayacaklarını anlarlar. On binlerce insan, hayvanlarıyla birlikte yerlerini yurtlarını terk ederek batıya doğru zorlu bir yolculuğa çıkar. Bu büyük göç hareketi, Beşbalık bölgesine kadar devam eder ve Uygurlar burada yeni bir hayat kurmaya çalışırlar. Göç Destanı, bir toplumun sadece askeri yenilgilerle değil, manevi değerlerini ve doğayla olan uyumunu kaybettiğinde de yıkılabileceğini; vatanın bir parçasının bile feda edilmesinin tüm milletin geleceğini tehlikeye atacağını anlatan tarihi bir ders niteliğindedir.
—Türk Destanı—