Enuma Eliş, Antik Mezopotamya’nın, özellikle
de Babil medeniyetinin kozmogonisini(evrenin yaratılışını) ve teogonisini (tanrıların soyağacını) anlatan yedi kil tabletten oluşan epik bir destandır. Adını, metnin ilk satırı olan ve “Yukarıda gök henüz isimlendirilmemişken” anlamına gelen “Enūma eliš lā nabû šamāmū” ifadesinden alır. Keşfedilen kopyaların çoğu MÖ 7. yüzyıla, Asur Kralı Asurbanipal’in kütüphanesine ait olsa da, destanın kökenlerinin MÖ 18. yüzyıla, Babil’in yükseliş dönemine dayandığı kabul edilmektedir.Destanın olay örgüsü, varlığın başlangıcındaki kaotik su kütlelerinin kişiselleşmiş hali olan iki ana güçle başlar: Tatlı su tanrısı Apsu ve tuzlu su tanrıçası Tiamat. Bu iki ilksel gücün sularının karışmasıyla diğer tanrılar dünyaya gelir. Ancak genç tanrıların yarattığı gürültü ve hareketlilik, sessizlik isteyen Apsu’yu rahatsız eder. Apsu, çocuklarını yok etmeye karar verir ancak zeka tanrısı Ea (Enki), bu planı öğrenerek Apsu’yu büyüyle uyutur ve öldürür. Ea, Apsu’nun üzerine kendi konutunu kurar ve burada üstün yeteneklere sahip olan oğlu Marduk doğar.
Apsu’nun öldürülmesi üzerine öfkelenen ve diğer tanrılar tarafından kışkırtılan Tiamat, intikam almak için devasa bir canavar ordusu yaratır ve başına oğlu Kingu’yu getirir. Tiamat, artık kaosun ve yıkımın simgesi haline gelmiştir. Diğer tanrılar Tiamat’ın yarattığı dehşet karşısında çaresiz kalınca, genç kahraman Marduk öne çıkar. Marduk, Tiamat’ı durdurma karşılığında tanrıların mutlak lideri olmayı talep eder. Tanrılar meclisi bu teklifi kabul eder ve Marduk’u kralları ilan eder.
Marduk, fırtınaları, rüzgarları ve yedi başlı canavarları yanına alarak Tiamat ile büyük bir savaşa girer. Marduk, Tiamat’ın ağzını rüzgarlarla açık tutarak onu okuyla kalbinden vurur ve öldürür. Zaferin ardından Marduk, Tiamat’ın devasa bedenini bir balık gibi ikiye böler; bir yarısından gökyüzünü, diğer yarısından yeryüzünü inşa eder. Tiamat’ın gözyaşlarından Dicle ve Fırat nehirleri doğar. Kingu’nun elinden “Kader Tabletleri”ni alır ve kendi göğsüne takar. Son olarak Marduk, tanrılara hizmet etmesi ve tanrıların dinlenebilmesi için Kingu’nun kanını balçıkla karıştırarak insanı yaratır. Destan, Marduk onuruna Babil şehrinin ve Esagila tapınağının inşa edilmesiyle ve tanrıların Marduk’un 50 ismini zikrederek onun mutlak egemenliğini kutsamasıyla son bulur.
Enuma Eliş, sadece bir yaratılış hikâyesi değil, aynı zamanda Babil’in Mezopotamya üzerindeki dini ve siyasi otoritesini meşrulaştıran bir metindir. Eski Sümer tanrılarının yerini Babil’in yerel tanrısı olan Marduk’un almasını ve “kaostan düzenin doğuşunu” anlatır. Bu destan, kendisinden sonraki pek çok dini metni ve mitolojiyi, özellikle de yaratılış ve tufan anlatılarını derinden etkilemiştir.
—Babil Destanı—