Alper Tunga Destanı, Türk
edebiyat tarihinin en eski destanlarından biri olup, MÖ 7. yüzyılda yaşamış olan Saka (İskit) Türklerinin hakanı Alper Tunga’nın hayatını,kahramanlıklarını ve ölümünü konu alır. Tarihsel olarak Sakalar, Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hakimiyet kurmuş ilk Türk topluluklarından biri olarak kabul edilir. Destan, bu dönemdeki Türk-İran savaşlarını ve bu savaşların merkezindeki Alper Tunga figürünü merkeze alır.
Destanın ana hatları, Türk kaynaklarının yanı sıra büyük ölçüde İranlı şair Firdevsî’nin ünlü eseri Şehname’deki anlatılarla günümüze ulaşmıştır. İran kaynaklarında “Afrasiyab” adıyla anılan Alper Tunga, İranlıların en büyük ve en dişli düşmanı olarak betimlenir. Ancak düşman kaynaklarında bile o, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda son derece bilge, stratejik dehası olan ve ordularına mutlak bir disiplinle hükmeden büyük bir hükümdar olarak tasvir edilir. Destana göre Alper Tunga, Türk boylarını bir bayrak altında toplamış ve Turan idealini gerçekleştirerek İran üzerine sayısız sefer düzenlemiştir.
Anlatıdaki temel çatışma, İran kralları ile Alper Tunga arasındaki bitmek bilmeyen hakimiyet mücadelesidir. Alper Tunga, savaş meydanlarında bileği bükülemeyen bir lider olarak anlatılır. Ancak destanın en trajik ve tarihi açıdan en etkili bölümü onun ölümüdür. Kayıtlara göre Alper Tunga, savaş meydanında yenilemediği için İran hükümdarı Keyhüsrev (bazı kaynaklarda Zâl’ın oğlu Rüstem) tarafından barış görüşmesi bahanesiyle bir şölene davet edilmiş ve burada hileyle zehirlenerek veya pusuya düşürülerek öldürülmüştür.
Onun ölümü, Türk dünyasında derin bir sarsıntıya yol açmış ve adına “Sagu” denilen o meşhur ağıt yakılmıştır. Divânu Lugāti’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud tarafından yazıya geçirilen bu Sagu, Türk edebiyatının bilinen en eski lirik metinlerinden biridir. “Alper Tunga öldü mü / Issız acun kaldı mı / Ödlek öçin aldı mı / Emdi yürek yırtılır” dizeleriyle başlayan bu ağıt, sadece bir hükümdarın kaybını değil, onun gidişiyle dünyanın adaletsiz (ıssız) kaldığına dair duyulan toplumsal kederi ifade eder. Alper Tunga Destanı, Türklerin devlet geleneğini, savaşçı kimliğini ve bir liderin halkı için taşıdığı hayati önemi simgeleyen, tarih öncesi dönemin en köklü anlatılarından biridir.
—Türk Destanı—