Her şey 1697 yılında Petro’nun “Büyük
Elçilik” adını verdiği gizli görevle Avrupa’ya gitmesiyle başladı. Bir hükümdar gibi değil, “Pyotr Mihaylov” adında sıradan bir gemi marangozu kılığında Hollanda ve İngiltere tersanelerinde çalıştı. Orada gördüğü manzara onu büyüledi: Batı dünyası matematik ve mühendislikte devleşmişti; ama daha önemlisi,insanlar tıraşlı, dinamik ve “modern”görünüyordu. Rusya’ya döndüğünde gördüğü o uzun, gür ve geleneksel sakallar, Petro için “eskiyi, hantallığı ve dogmatik kilise baskısını” temsil eden birer kirlilik sembolüydü. Sakal, ilerlemeyi engelleyen o mistik geçmişin fiziksel bir uzantısıydı.1698’de Rusya’ya döner dönmez düzenlenen ilk resepsiyonda Petro, elinde koca bir berber makasıyla konuklarının arasına daldı. Üst düzey devlet adamlarının ve soyluların (boyarların) yanına giderek, onların kutsal saydığı sakallarını bizzat kendi elleriyle kesmeye başladı. Bu, Ortodoks inancında “Tanrı’nın suretine sadakat” sayılan sakalın kutsallığına vurulmuş, dini bir travma yaratan ağır bir darbeydi.Ardından meşhur Sakal Vergisi geldi. Sakalından vazgeçmek istemeyenler için “ticari” bir kapı aralandı: Statülerine göre değişen ağır bir vergi ödemek. Vergiyi ödeyenlere, üzerinde bir burun ve sakal kabartması olan bronz bir madalyon verilirdi. Bu madalyon bir nevi “sakal bırakma ehliyeti”ydi ve üzerinde “Sakal gereksiz bir yüktür” yazıyordu. Şehir kapılarında askerler bekliyor, madalyonu olmayanların sakallarını paslı makaslarla zorla kesiyordu. Petro, modern bir Rusya yaratmak için halkının suratını bir tuval gibi kullanmış; kesilen sakalları ise bazen biriktirip devletin “ilerleme” arşivlerine eklemişti.Bu radikal hamle Rus toplumunda geri dönülemez bir kırılma yarattı:”Boyar” dediğimiz soylular için tıraşlı bir yüz, artık “Modern Rusya”ya ve Çar’a bağlılığın giriş bileti oldu.Sakal vergisi, Petro’nun inşa ettiği yeni başkent St. Petersburg ve Rus donanması için devasa bir finansman sağladı. Halkın sakalı, devletin gemilerine tahta ve yelken oldu.Dindar halk, tıraş olmayı “Tanrı’nın suretini bozmak” olarak gördü. Pek çok köylü, zorla kesilen sakallarını ölünce yanlarına gömülmek üzere sakladı; çünkü sakalsız cennete giremeyeceklerine inanıyorlardı. Bu durum, devlet ile halk arasındaki tarihsel “uçurumu” kalıcı hale getirdi.
Felsefi Kısım:
Petro’nun kestiği sakalları biriktirip bir arşiv oluşturması, Michel Foucault’nun Anatomo-Politik kavramının en uç örneğidir. İktidar burada bedeni sadece cezalandırmaz; onu parçalara ayırır ve o parçaları “ilerlemenin” kanıtı olarak saklar. Sakal artık kişiye ait doğal bir uzantı değil, devletin modernleşme serüveninde bir istatistik verisidir. Devlet, bireyin çenesindeki kılı bile kendi mülkiyetine geçirerek, bedeni kamulaştırmıştır.
Rus halkı için sakal, Tanrı’nın suretine sadakatin bir simgesidir; yani ontolojik (varlıksal) bir önemi vardır. Petro bu sakalları keserken aslında halkın sadece dış görünüşünü değil, dünyayı algılama biçimlerini de “kazımıştır”. Bu durum, Modernite Travması olarak adlandırılabilir. Devlet, yeni bir düzen inşa etmek için eski düzenin tüm sembolik kodlarını şiddet yoluyla imha eder. Halkın kesilen sakalları ölünce yanlarına gömülmek üzere saklaması, iktidarın beden üzerindeki tahakkümüne karşı geliştirilen sessiz ama derin bir ontolojik direniştir.
Sakalın bir “vergi” nesnesine dönüşmesi, kimliğin performansel bir hale gelmesidir. Sakal bırakan kişi artık sadece dindar bir adam değil, devlete “başkaldırı diyetini” ödemiş bir öznedir. Biyopolitik açıdan bakıldığında, devlet yaşamın en temel fonksiyonlarına (kıl uzaması gibi) bir maliyet yüklemiştir. Yüz, artık sahibinin iradesini değil, devletin estetik ve mali normlarını yansıtan bir “kamusal tabela” gibidir.
“Anatomo-Politik”: İnsan vücudunun bir makine gibi terbiye edilmesi, parçalara ayrılması ve devletin ideal vatandaş tipine uygun hale getirilmesi için yapılan fiziksel müdahaleler.
“Biyopolitik Terbiye”: Devletin, bireylerin biyolojik özelliklerini (sakal, saç, sağlık, üreme) kontrol ederek toplumun tamamını disiplin altına alma stratejisi.
“Performansel Kimlik”: Bireyin kimliğinin doğal bir süreçten çıkıp, devletin koyduğu kurallar çerçevesinde (vergi ödeme, madalyon taşıma) sergilenen bir “rol” haline gelmesi.
“Simgesel Şiddet”: Fiziksel bir yaralama amacından öte; bireyin kutsal saydığı değerleri (sakal gibi) aşağılayarak veya yok ederek onun iradesini ve ruhsal bütünlüğünü kırma yöntemi.
“Ontolojik Güvenlik”: Bireyin dünyadaki yerine ve kimliğine dair duyduğu temel güven hissi. Petro, sakalları zorla keserek halkın bu güven duygusunu sarsmış ve onları yeni bir kimliğe mecbur bırakmıştır. “Maddi Kültürün İmhası”: Bir topluma ait somut nesnelerin veya fiziksel özelliklerin, o toplumun zihniyetini değiştirmek amacıyla sistemli bir şekilde ortadan kaldırılması.