Batı edebiyatının sarsılmaz temelleri
olarak kabul edilen İlyada ve Odysseia,yaklaşık üç bin yıl öncesinden günümüze ulaşan, insan ruhunun öfkesini, sabrını ve kurnazlığını iliklerine kadar hissettiren devasa bir destanlar bütünüdür. Homeros’un kaleminden çıktığına inanılan bu anlatılar, aslında birbirini takip eden iki büyük hikâyeyi; bir yıkımın ve ardından gelen bir dönüşün öyküsünü resmeder.İlyada, on yıl süren Truva Savaşı’nın tamamını anlatmak yerine, bu uzun savaşın son yılındaki en kritik elli günlük döneme odaklanır. Hikâye, yarı tanrı savaşçı Akhilleus’un (Aşil) onurunun kırılması ve ardından gelen yıkıcı öfkesiyle başlar. Yunan ordusunun başkomutanı Agamemnon ile yaşadığı kişisel bir çatışma yüzünden Akhilleus, savaşmayı bırakarak çadırına çekilir. Onun meydandan çekilmesiyle birlikte, Truva’nın soylu prensi ve en büyük savunucusu Hektor önderliğindeki Truvalılar, Yunanları gemilerine kadar geri püskürtür. Gökyüzündeki Olimpos tanrıları da bu mücadelede boş durmaz; Hera ve Athena Yunanları, Apollon ve Aphrodite ise Truvalıları destekleyerek savaşın gidişatını bizzat etkilerler. Akhilleus’un savaşa dönmesi ancak en sevdiği dostu Patroklos’un Hektor tarafından öldürülmesiyle mümkün olur. İntikam ateşiyle yanan Akhilleus, dehşet verici bir öfkeyle meydana iner, Hektor’u teke tek dövüşte öldürür ve onun cansız bedenini arabasının arkasında sürükleyerek aşağılar. Destan, Truva Kralı Priamos’un oğlunun cenazesini geri almak için düşmanının ayaklarına kapanması ve düzenlenen hüzünlü bir cenaze töreniyle sona erer.Odysseia ise silahların sustuğu, Truva’nın o meşhur tahta at hilesiyle yerle bir edildiği noktadan sonrasını ele alır. Bu destanın kahramanı, kas gücünden ziyade keskin zekâsıyla tanınan İthaka Kralı Odysseus’tur. Savaş bitmiş, tüm krallar evine dönmüştür ancak Odysseus, denizler tanrısı Poseidon’un oğlu Tepegöz’ü (Cyclops) kör ettiği için Tanrı’nın lanetine uğrar. On yıl sürecek olan eve dönüş yolculuğu, her durağında ayrı bir tehlike barındırır. Odysseus ve mürettebatı, büyücü Kirke’nin adamlarını domuza çevirmesiyle, Sirenlerin büyüleyici şarkılarıyla denizcileri ölüme çekmesiyle ve yedi yıl boyunca peri Kalipso’nun adasında esir kalmasıyla sınanır. Bu sırada Odysseus’un sadık eşi Penelope, kocasının öldüğünü varsayan ve tahtı ele geçirmek için saraya doluşan onlarca taliple baş etmeye çalışmaktadır. Yirmi yılın sonunda, bir dilenci kılığında ülkesine dönen Odysseus, sadık oğlu Telemakhos ile birleşerek sarayı işgal eden talipleri ortadan kaldırır. İlyada’da savaşın trajedisini anlatan Homeros, Odysseia’da bir adamın yuvasına kavuşmak için gösterdiği muazzam iradeyi ve zekâyı kutsar; böylece epik bir macerayı insani bir derinlikle noktalar.
—Yunan Destanı—